Ulusal Parti Bandırma İlçe Başkanı
Ali Koç'un
Basın Açıklaması:

Bereket Tanrısı,
Deve, Postal
3 Ağustos 2010
Sevgili Bandırmalı hemşerilerim ve değerli basın mensuplarımız, sizleri saygıyla selamlıyor, sevgilerimi sunuyorum.
Yasama ve Yürütmenin egemeni olan Sayın RTE, kendisinden daha kısa ama aklı uzun, yüksek maaşlı danışmanlarının yönlendirmesi ile devleti ele geçirme planının son aşaması olan “Anayasa değişikliğine ilişkin Referandum” süreci başladığı günden beri çok hırçınlaştı. Neden mi? Nedeni gayet açık! Çırpındıkça battıklarını, iktidarlarının bitişini, dokunulmazlıkları nedeniyle bekletilen suç dosyalarını ve Yüce Divan yolunun açıldığını görür gibi oluyorlar da ondan. Hırçınlaşan sadece başbakanımız Sayın Erdoğan olsa iyi, ama; çevresindeki kraldan çok kralcı olan, Türk ulusundan ve Türkiye Cumhuriyeti’nden rahatsız olan bütün muhteremler, birbirleri ile yarışırcasına kinlerini kusmaya başladılar.
Bir muhterem, Bereket Tanrısı ve deve misali, ilim ve akıl anatomik boyla orantılıymış gibi muhalefeti küçümserken sirkatini söylediğinin farkında bile değil. Diğeri, yeğeni olan emekli albayı belediye meclisine aday gösterirken eli öpülecek kahraman ilan edip Bandırma halkına söylediklerini unutarak, “Hep postallılar mı Anayasa yapacak, biraz da biz yapalım” diyebilecek bir söylem içine girebiliyor. Bu muhterem, Bandırma halkının kendisini belediye başkanlığı ile onurlandırdığını ve hatta, yanlışlıkla da olsa, Atatürk’ün mirası TBMM’ye girmesini sağladığını ne çabuk unuttu? Dokunulmazlık sahibi kişi, Türk ulusuna 12 Eylül 1980 askeri müdahalesini yaşatanları bilmez ama askeri idarenin, ulusal ilim yuvalarının elitlerine, kurucu meclis çalışması ile yaptırdığı Anayasayı “Postal Anayasası” olarak niteleyebilir.
Ulusal Parti Bandırma İlçe Örgütü olarak bizim bu tür boş işlerle uğraşacak zamanımız yok. Biz, “Ne mutlu Türk’üm” diyebilenlerin partisiyiz. Biz, Atatürk İlke ve Devrimlerinin, yabancıların güdümündeki siyasetçilerin elinde aşındırıldığına inanıyoruz.
İlk aşama olarak ulusumuza mesajımız; Anayasa değişikliği için yapılacak referandumda, oy pusulasının “kahverengi” tarafının mühürlenmesidir. Ulusal kimliğimize sahip çıkmak için Anayasa olamasında “Hayır” oyu kullanmalarını istiyoruz. Türkiye Cumhuriyeti’nin demokratik, laik ve hukuk devleti olarak kalması için “Hayır” oyu kullanmalarını istiyoruz.
Devleti yöneten AKP kabinesi, Meclis’in üçte ikisinin sahibi, Çankaya’nın sahibi, özel yetkilerle donatılmış mahkeme (suçsuz insanların suçsuzluklarının cezasının infaz edildiği mahkeme) ve özel yetiştirilmiş üyelerinin sahibi.
İşte tüm bu olanakların sahibi olan bu iktidar, bütün bunlar yetmezmiş gibi, Anayasa değişikliği ile yargının tümünü ele geçirip faşist cuntasını yasal hale getirmek istiyor. Dokunulmazlığını ebedileştirmek istiyor. Eğer halk oylamasında gür sesle “Hayır” diyerek bu gidişi durdurmazsak, 12 Eylül cuntasının ve postalların Anayasasını başımızı taşlara vurarak çok ararız. Halk oyu sonuçlarının başımıza felaket getirmemesi dileğiyle saygı ve sevgilerimi sunuyorum.
|