Gökçe Fırat Çulhaoğlu - AKP kazanmadı muhalefet kaybetti Kılıçdaroğlu'nun nifakları


 
"Türk Kızının Gelinliği Beyaz Kefen"
"Türk Kızının Gelinliği Beyaz Kefen"
"Türk Kızının Gelinliği Beyaz Kefen"
"Türk Kızının Gelinliği Beyaz Kefen"
Hoşgeldin Ulusal Parti
PKK'yı Karadeniz'e Sokmayacağız!
Atatürkçü Parti Geliyor!
Neden Atatürkçü Parti
Türkiye Türklerindir
İleri Dergisi
Türksolu Gazetesi
İleri Dergisi

Ulusal Parti Genel Başkanı Gökçe Fırat Çulhaoğlu'nun
12 Eylül Referandumu sonuçlarıyla ilgili açıklaması (3):


AKP kazanmadı muhalefet kaybetti
Kılıçdaroğlu'nun nifakları








Grafikleri büyütmek için
üzerlerine tıklayınız.

Muhalefetin hezimet rakamları

Referandum sonuçlarını değerlendirirken elbette ilk başta rakamlara bakmalı ve kim kazandı, kim kaybetti buradan çıkartmalıyız.

Öncelikle belirtmemiz gerekir ki AKP referanduma "kaybetmiş" durumda başladı ama bitirirken "kazanmıştı."

Ülkemizde bir yıl önce yerel seçimler yapıldı. Bu seçim sonuçlarını baz alırsak, "evetçi" partilerle "hayırcı" partilerin almış oldukları 2009 oyları bizim için ilk veridir.

2009 seçimlerinde toplam seçmen sayısı 39.708.000'di. Ancak bu seçimlerdeki DTP oylarını çıkartırsak 37.437.000 oya ulaşırız.

Peki bu oylar "evetçi" ve "hayırcı" partiler arasında nasıl bölüşülmüştü?

"Evetçi" partiler AKP, SP ve BBP'dir. Bunlar 2009 seçimlerinde 18.413.000 oy almışlardı.

"Hayırcı" partiler ise CHP, MHP, DSP, DP ve diğer ufak partilerdir. Bu partilerin aldıkları toplam oy ise 19.024.000'di.

Yani 2009 sonuçlarına göre "hayır" oyları "evet" oylarından 610.000 adet fazlaydı. Eğer 2009 sonuçları referandum sandığına yansısaydı hayır %51, evet %49 olacaktı.

Ama "evet" oyları %58 "hayır" oyları %42 çıktı.

Demek ki referandum sürecinde "evetçi cephe" oylarını %9 arttırırken "hayırcı cephe" %9 oy kaybetmiş.

Bu durum net oy sayısında biraz daha bariz biçimde ortaya çıkıyor.

2009'da 18.413.000 olan "evetçi" oylar 21.788.000'e çıkmış.

2009'da 19.024.000 olan "hayırcı" oylar 15.855.000'e düşmüş.

Yani sadece oranlar değil, net oylar da düşmüş. Hele hele seçimlerde oy kullananan insan sayısının 1 milyon kişi arttığını da düşünürsek, "hayırcı cephe" için ortada ciddi bir hezimet söz konusudur.

MHP de CHP de kalelerinde kaybetti

Şimdi "hayırcı" partiler başta MHP ve CHP olmak üzere birbirlerine girmiş durumda. Ortada %42'lik bir "hayır" oyu var ve iki parti de bu oyları kendi oyu olarak görüyor ve adeta referandumu kazandıklarını iddia ediyorlar.

Muhalefetin bu tavrı Bizans kuşatılırken papazların meleklerin cinsiyetini tartışmasına benzemektedir. AKP yargıyı ele geçirecek referandumu kazanmış, PKK boykotu başarılı olmuş, ülkemiz bölünmeye ve kopkoyu bir karanlığa sürüklenirken muhalefet "oy"larının boyunu yarıştırmaktadır.

Ama her şey ortadadır. Bu iki parti de kendi seçmenlerini dahi "evetçi cephe"ye kaptırmış durumdadır.

Bugün seçim yenilgisini görmeyen muhalefet 2011 yılındaki seçimlerde çok daha büyük bir hezimete uğrayacaktır.

Özellikle CHP kanadının seçim değerlendirmeleri son derece büyük bir çarpıtmaya dayanmaktadır. CHP'liler MHP kalelerinin eridiğini oysa CHP kalelerinin oylarını koruduğunu iddia etmektedirler. Ama bu bütünüyle yalandır.

Daha yakından bakalım.

İzmir'de "hayır" oyu 1.430.000'dir. Oysa 2009 yılında bu rakam 1.523.000'di. Demek ki İzmir gibi bir kalede 100 bin kişi "evet cephesi"ne geçmiştir.

Antalya'da "hayır" oyu 2009 yılında 663.000'di. Şimdi bu rakam 582.000'e düşmüş durumda. Yani Antalya'da da 80 bin kişi "evetçi cephe"ye geçmiş durumda.

Muğla'da 354.000 olan "hayır" oyu bu seçimde 333.000'e düşmüş. 21 bin "hayırcı" "evet cephesi"ne geçmiş.

Aydın'da 413.000 "hayırcı" 375.000'e düşmüş. 38 bin kişi "evetçi" olmuş.

Ankara'da 1.588.000 olan "hayır" oyu 1.210.000'e düşmüş. 378 bin kişi kaybedilmiş.

İstanbul'da 3.175.000 olan "hayır" oyu 3.000.000'a düşmüş. 175 bin kayıp var.

Bunlar net insan kayıplarıdır. Muhalefet kendine oy verenleri bile ikna edememiştir.

Kılıçdaroğlu'nun nifakları

O halde bu net kaybın öncelikle ortaya konulması gerekiyor.

İkinci olarak bu kaybın nedenini ortaya çıkartmak gerekir.

1-) Muhalefet referandumda AKP'nin tuzağına düşmüştür. AKP meydanlarda demokrasi vaad ederken, muhalefet AKP ve Tayyip Erdoğan'ın yolsuzluklarına ve kişiliğine saldırı başlatmıştır.

Kısacası ortada bir referandum paketi vardır ama muhalefet paketin üstünden atlayıp AKP ve Tayyip'le dalaşmaktadır. Bu yanlış strateji muhalif tabanın AKP'nin yalan ve kirli propagandasına teslim edilmesi ile sonuçlanmıştır.

Tayyip Erdoğan meydanlarda sürekli muhalefeti suçlamış, referandumun yararlarını anlatmış, ama muhalefet bu paketin özgürlükleri ortadan kaldıracak bir hukuk katakullisi olduğunu söyleyememiştir.

Referandum "iş ve aş" sloganları ile kazanılamazdı. Çünkü seçmen gayet bilinçlidir. 2011 seçimlerinde Tayyip'e oy vermeyecek pek çok insan bu nedenle kendisine özgürlük getireceğini düşündüğü anayasaya evet demiştir.

Ama bu bile muhalefetin strateji belirleyemediğini ve kazanacak bir strateji üretme yeteneğinden yoksun olduğunu göstermektedir.

2-) Muhalefete en büyük zarar ise kuşkusuz Kılıçdaroğlu'nun "genel af" çıkışıdır. Bu, AKP'ye yapılmış en büyük seçim yardımıydı. AKP'nin tüm bilbordlarından, gazete ilanlarından daha fazla etkili oldu.

Bugün CHP MHP'nin kalelerini kaybettiğini söylemektedir ama bu kalelerin düşmesinin nedeni MHP'den çok CHP liderinin genel af çıkışıdır.

MHP'nin milliyetçi tabanı Kılıçdaroğlu'nun PKK'ya af sloganından sonra kendisine "ben kimlerle işbirliği yapıyorum" sorusunu sormuştur.

Kılıçdaroğlu bu şekilde "hayırcı cephe" içine en büyük nifak tohumunu ekmiş ve MHP'li seçmenleri AKP'ye itmiştir.

3-) Kılıçdaroğlu'nun nifak stratejisi bununla bitmemiştir. İlk önce "türbana özgürlük" sloganını atmıştır. Bu şekilde parti içinde bile bir çatlama yaratılmış, laik CHP tabanı soğutulmuştur.

Diğer taraftan "türbancı cephe"ye de büyük bir koz olarak rahibe afişleri hazırlatılmıştır. Böylece Kılıçdaroğlu'na sempati ile bakan bu kesim de kaybedilmiştir.

Hem türbancılara hem de laiklere nifak projesi CHP'yi hem sahillerde hem de bozkırlarda vurmuştur.

4-) Görüldüğü gibi Kılıçdoroğlu'nun nifak stratejisi referanduma en büyük zararı vermiştir.

CHP örgütlerinin çalışmamasını vb bir sürü eksiği saymaya bile gerek yok.

CHP'yi bizzat kendi lideri batırmıştır.

5-) Üstelik seçim günü Kılıçdaroğlu'nun oy kullanamaması uzun vadede Kılıçdaroğlu'nu bitirmiştir. Oy bile vermeyi beceremeyen bir insana bu ülkede kimse lider gözüyle bakmaz.

CHP 6 ay içinde iki liderini de rezil etmiştir. Baykal'ı kasetle tasfiye edenler Kılıçdaroğlu için kaset bile hazırlama gereği duymamışlardır.

Çünkü Kılıçdaroğlu kendi komedi trajedi filmini kendi çekmiştir.

O artık tüm Türkiye'nin güldüğü bir liderdir.

6-) Oy verememesinin nedenini partisine atan bir lider ise çok daha vahim bir tablo sergilemektedir.

Bu nasıl bir liderliktir ki kendi beceriksizliği için etrafındakileri suçlamaktadır.

Bu suçlamalar bile Kılıçdaroğlu'nun bir lider değil bir piyon olduğunu, bir kukla olduğunu göstermektedir.

7-) Gelelim en önemli sonuca bugün hem MHP hem de CHP büyük bir yenilgi içindedir. Kendi tabanları erimektedir. Seçime kadar sürecek 8 aylık dönemde AKP'nin tuzaklarla dolu arazisinde bu liderler ve partiler sürekli yıpratılacak, gözden düşürülecek, rezil edilecektir.

O halde bu referandumun en önemli sonucu bu muhalefetten, bu muhalefet liderlerinden "adam" olmayacağıdır.

Türkiye bu muhalefetle ve bu liderlerle Tayyip'i yıkamaz.

O halde çözüm AKP'yi yıkacak bir ulusal seçeneği inşa etmektir.

Bu ise Ulusal Partililere düşen görevdir.

Açıklamanın birinci bölümü için tıklayınız:
"Demokrasinin zaferi değil 12 Eylül sivil darbesi"

Açıklamanın ikinci bölümü için tıklayınız:
"AKP ve Tayyi bir evet uğruna Güneydoğu'yu PKK'ya teslim etti"

Ulusal Parti çalışmalarına katılmak ya da bilgi almak için lütfen formu doldurunuz.


İsim:


e-posta:


Telefon:


Cep Tel:


İlçe:



Şehir:

Ulusal Parti Genel Merkezi: Ahmet Mithat Efendi Sokak No: 14 Çankaya/Ankara Tel: 0312 442 8 777