Ulusal Parti Mersin İl Başkanı Hakan Edirne'nin
basın açıklaması:

Cumhuriyet Türklerindir,
Yaşasın
Cumhuriyet!..
Referandum sonuçlarının AKP lehine çıkmasından hemen sonra, Şeriatçı bir dikta rejiminin temelleri üzerine binalar inşa edilmeye başlanmıştır. Referandum sürecinde miting meydanlarında daha fazla demokrasi, insan hakları gibi kavramlarını savunan AKP iktidarı, CHP ve MHP’nin yandaş programlarıyla tamamen serbest kalmış, hızlı bir şekilde planların son aşamasına gelmiştir. Ilımlı İslam politikası, Şeriatçı meyvelerini hızla vermektedir. HSYK ve AYM hızla devşirilmiş; Sayıştay, türlü oyunlarla yandaş hale getirilmiştir. Adalet Bakanlığı’ndan servis edilen tüm liste, tesadüfe bakın ki, olduğu gibi seçilmiştir. Kararını referandumda “EVET” olarak açıkça belirten hakim ve savcılar, bu gün HSYK’da yerlerine kurulmuşlardır.
Seneler önce AKP’nin kapanmasını gündeme getiren, AYM ve AHİM tarafından yasaklanan türban simgesi, Kılıçdaroğlu’nun akla zarar çıkışlarıyla, iktidara altın tepside servis edilip, yetmezmiş gibi Avrupa’da “Türkiye’de laiklik ile bir sorun yoktur, böyle olduğunu söylersem bunun altını doldurmam lazım”, “Türbanı biz çözeriz” söylemiyle aslında tepsinin altını da sağlam konuma getirmiştir. MHP’nin türban konusundaki duruşu zaten herkes tarafından bilinmektedir. Bahçeli bu polemiğe, “CHP ile AKP çözümde anlaşırlarsa biz tam destek veririz” şeklinde katılmıştır. Geldiğimiz nokta bu üç partinin laiklik karşıtı bir simge durumundaki türban konusunda anlaştıklarıdır. Bu gündem YÖK’ün başına getirilen yandaş kişi tarafından acilen değerlendirilmiş, kanun maddeleri, mahkeme kararları hiçe sayılarak üniversitelerde türban serbest bırakılmıştır. Birdenbire siyasetin gündemini belirlemeye başlayan Yusuf Ziya Özcan, daha da ileri giderek başı açık öğrencilere teminat vermeye başlamıştır. Hukukçu olmayan AYM Başkanı Haşim Kılıç’ın, “Anayasanın değiştirilemez ilk 4 maddesi için pozitif düzenlemeler olabilir” söylevleri, olayların diğer bir boyutudur. Türbanın Çankaya’daki durumunu sindiremezken, olayların hızlı yükselişi ile kırmızı halılarda askerin karşısına çıkartılmış ve 29 Ekim resepsiyon krizi tırmandırılmıştır. Çankaya’dan yapılan açıklamalar, resepsiyonda mini eteği yasaklamış ve uygun bir kıyafet dile getirilmiştir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya, yaşanan gelişmelerin altını çizmiş ve kendisine adeta linç etme kampanyası başlatılmıştır. Bu aşamada yine AKP-CHP ve MHP aynı safta yer almışlardır. Oysa Başsavcının görevi hukuku işletmek, hukukun dışına çıkan partileri uyarmaktır. Başsavcı görevini yapmaktadır. Kendisi ile yanyana olmayan kişilere “Siyaset yapmak istiyorsan cübbeni çıkarda gel” diyen hükümet, çifte standartta ve “demokraside” zirveye tırmanmaktadır.
Başörtüsü ve türban aynı şey değildir. Bunları aynı kefeye koyan zihniyetler, aslında türbanın halk tarafından daha çabuk benimsenmesine çalışanlardır. Türban Şeriatçı, gerici ve antilaik bir AKP simgesidir. Cumhuriyet, Din-Hilafet-Devlet ilişkisini bitirmiştir. Mustafa Kemal Atatürk’ün 6 ilkesinden biri olan Din ve Vicdan hürriyeti, din işleri ile devlet işlerini birbirinden ayıran Laikliğin tartışılması bile yanlıştır. Türkiye Cumhuriyeti laik bir devlettir. Cumhuriyetimizin temel taşları ile oynamak, siyaset yapmakla eşdeğer bile olamaz. Bu bez parçasından yararlanarak siyaset yapmaya çalışan “Dersimlilere, Potamyalılara, Amedlilere, biz Türkler gereken cevabı vereceğiz. Ulusal Parti, Atatürk’ün değerlerine sahip çıkmayı bilen vatandaşlarımızın tek karargahıdır. Ve bilsinlerki; Atatürk Cumhuriyeti, düzen partilerinin tüm işbirlikçiliklerine karşı dimdik ayakta kalacaktır.
CUMHURİYET TÜRKLERİNDİR, YAŞASIN CUMHURİYET!..
H. Hakan Edirne
Ulusal Parti Mersin İl Başkanı
|