Ulusal Parti Genel Başkanı Gökçe Fırat Çulhaoğlu: Gemidekilerin ölüm emrini Tayyip Erdoğan verdi!


 
"Türk Kızının Gelinliği Beyaz Kefen"
"Türk Kızının Gelinliği Beyaz Kefen"
"Türk Kızının Gelinliği Beyaz Kefen"
"Türk Kızının Gelinliği Beyaz Kefen"
Hoşgeldin Ulusal Parti
PKK'yı Karadeniz'e Sokmayacağız!
Atatürkçü Parti Geliyor!
Neden Atatürkçü Parti
Türkiye Türklerindir
İleri Dergisi
Türksolu Gazetesi
İleri Dergisi
Basın açıklamasını izleyebilirsiniz:


"Flash player" programınız yüklü değil.
Bu yüzden videoyu izleyemiyorsunuz.
Ücretsiz indirmek için
tıklayınız.

Ulusal Parti Genel Başkanı Gökçe Fırat Çulhaoğlu'nun açıklaması:
Gemidekilerin ölüm emrini Tayyip Erdoğan verdi!

- Filistin'e giden yardım gemilerinde ölenlerin ölüm emrini Tayyip Erdoğan verdi.

- Baykal'ın kasedini önceden bilen Tayyip Erdoğan yardım gemilerini planladı.

- Gemiler sivil yardım gemisi değil, AKP'nin yandaş organizasyonu

- Gemidekilere intihar komandosu görevi verildi.

- Uluslararası büyük plan: Mossad'dan Tayyip Erdoğan'a suikast

 

Pazartesi günü Gazze’ye giden “insani yardım” gemilerine baskın yapan İsrail Ordusu, içlerinde Türk vatandaşları da bulunan 9 sivili öldürdü. Olay nereden bakarsak bakalım, uluslararası hukuka, insan haklarına, kamu vicdanına aykırıdır ve kabul edilemez. İsrail’in kuruluşundan bu yana gelenek haline getirdiği şiddet ve katliam politikasının devamıdır.

Ancak son gemi olayı çok daha karmaşık bir olaydır ve dikkatli ele alınmalıdır. Olay uluslararası büyük organizatörler tarafından planlanan “Yeni Türkiye” projesi kapsamında ele alınmalıdır.

AKP ve Tayyip Erdoğan’ın İsrail dostluğu

Öncelikle İsrail’e karşı çıkışlarıyla gündeme gelen AKP’nin de Tayyip Erdoğan’ın da değil İsrail karşıtı olmak bizzat İsrail Mamulü (Made in Israel) birer politik figür olduklarını görmemiz gerekir.

ABD desteği ile kurulan AKP yine aynı destekle hükümet yapılmıştır. Ve AKP’nin kuruluşuna da hükümet yapılmasına da ABD kadar aynı zamanda İsrail devleti, İsrail Lobisi ve MOSSAD büyük destek vermiştir.

Nitekim Türkiye Cumhuriyeti tarihinde hiçbir hükümetin ve hiçbir liderin yapamadığını AKP ve Tayyip Erdoğan yapabilmiştir, Türk tarihinin en yakın İsrail dostluğu AKP dönemine denk düşer.

Şimdi İsrail’e katil devlet diyen Tayyip Erdoğan, bu katil devletin en büyük katili olan Şaron’un elini sıkan tek Ortadoğuludur. İsrail liderlerinin elindeki kan Tayyip Erdoğan’ın da eline bulaşmıştır.

Tayyip Erdoğan’lar şimdi rest olarak İsrail’le olan askeri tatbikatları iptal edeceklerini söylemektedir ama bu bile Tayyip Erdoğan hükümetinin askeri alanda bile İsrail’le işbirliği yaptığını ortaya koymaktadır.

Sadece askeri alanda değil özellikle ekonomik alanda İsrail’le AKP arasında büyük dostluk vardır. Türk KİT’lerinin İsrail sermayesine satışı da bizzat Tayyip Erdoğan tarafından sağlanmıştır.

İsrail karşıtlığı bir rol

Peki İsrail’le arası bu kadar iyi olan Tayyip Erdoğan neden bir anda İsrail karşıtı bir lidere dönüşmüştür?

Bu soru son derece önemlidir ve bilelim ki bu Tayyip Erdoğan’ın kendi seçimi değildir. Çünkü Tayyip Erdoğan kendi iradesi ile hareket eden bir lider değil, kendisini yönlendiren danışmanları tarafından hareket ettirilen birisidir.

Bu nedenle son 1 yılın İsrail karşıtı politik yönelimi de önceden çizilmiş bir senaryonun parçasıdır. Tayyip Erdoğan ise bu filmde, belagatini konuşturan, artistlik yeteneğini gösteren bir oyuncudur.

Planı çizenler Türkiye’ye AKP’nin gelişini kotaranlardır ve aynı ekip şu anda da AKP’siz bir Türkiye planlamaktadır.

Tayyip Erdoğan, ABD tarafından üzerinin çizildiğini gayet iyi bilmektedir. Bu nedenle danışmanlarının önerilerine artık çok daha açık bir haldedir. Danışmanları ise ona bu süreç için İsrail karşıtı lider rolü biçmişlerdir.

Gemiye vuran değil harekete geçiren MOSSAD

Bu çerçeve içinde baktığımızda AKP ve Filistin meselesi ön plana çıkmaktadır. Bir süredir AKP’nin yeni Dışişleri Bakanı tarafından çizilen yeni Dışişleri çizgisine göre Türkiye Ortadoğu’da lider ülke olacaktır. Bu liderlik gereği Türkiye uluslararası Şeriatçı hareketle çok yakın bir temas içine girmiştir.

Anılan yardım gemisini ele aldığımızda İHH adıyla karşılaşırız. Uluslararası adlı bir vakıftır ama Türkiye merkezlidir. Ham as, Hizbullah, İslami Cihad türü Şeriatçı yapılanmalarla yakından bağlantılıdır.

Gemisine çektiği bandıra Türk bandırası değil Komor İslam Devleti bandırasıdır.

Yardımlar Müslüman halktan toplanmaktadır ama yardımların toplandığı havuz Şeriatçı havuzdur. Ve bu da Şeriatçı sermayeye aittir. Bu Rabıta’nın Türkiye örgütlenmesi içinde görebileceğimiz bir durumdur.

Ve biliyoruz ki Filistinli Şeriatçı gruplar da, Suudi merkezli Rabıta türü uluslararası Şeriatçı kuruluşlar da tüm radikal görünümlerine karşın bizzat MOSSAD tarafından idare edilmektedir.

Varmak istediğimiz yer şurasıdır; gemiyi harekete geçiren de MOSSAD’dır, gemiye operasyon yapan da!

Gemileri bile bile ölüme yolladı

Tayyip Erdoğan açısından baktığımızda ise gemi bir kurtarıcı gemidir. AKP’nin düşen oylarını toparlayacak, yıkılan prestiji getirecek olan bir gemidir. Ve bu nedenle de geminin içinde Tayyip Bey’in yakın dostları ve yandaşları da bulunmaktadır.

Filistin davası haklı bir dava olarak Şeriatçı kesimleri harekete geçirmek için son derece etkilidir. Gemiye doldurulan Şeriatçı militanlar bir cihad psikolojisi ile motive edilmişlerdir. Geminin yola çıkışı ile ilgili Şeriatçı kampanya uzun süredir yürütülmektedir.

Ancak bizler açısından önemli olan son iki gündür. Gemiler yola çıkarken İsrail devleti bir açıklama yapmış, gemilere izin vermeyeceğini ve bir askeri operasyon yapacağını belirtmiştir.

Bu durumda yapılması gereken şey ortadadır. Uluslararası bir kriz çıkacağı bilinmektedir ve bu krizi engellemek için hiçbir girişimde bulunulmamış ve gemiler adeta ölüme gönderilmiştir. Bile bile gönderilmiştir, İsrail oradakileri öldürsün diye gönderilmiştir.

Bu Tayyip Erdoğan’ın sorumluluğundadır. Tayyip Erdoğan gemidekilere intihar komandosu görevi vermiştir.

MOSSAD ve Tayyip Erdoğan’a suikast

Sürecin ne kadar da planlı olduğu hemen ardından ortaya çıkmıştır. Olacakları bilen AKP yeni bir atağa geçmiştir.

Esasen Kılıçdaroğlu’nun getirilişinin tarihini bilen güçler bu defa da Tayyip Erdoğan için bir kampanya düzenlemiştir.

Tayyip Erdoğan kasedin varlığından önceden haberdar olduğunu söylemiştir. Kasedin yayınlanma tarihi belirlidir ve CHP’nin kongresi de. Her şey bu takvime uygun belirlenmiştir ve bilinmelidir ki gemilerin rotası da zamanlaması da aynı merkez tarafından belirlenmiştir.

Sokaklar Şeriatçı gösterilere açılmış, Şeriat bayrakları dalgalandırılmıştır.

Fakat olay karşılıklı hamleler olayı değil planlı bir süreçtir. Çünkü AKP’nin atacağı bu adım da önceden uluslarası merkezlerde planlanmıştır. Hatta Tayyip Erdoğan’ın sesinin ne kadar yüksek ve tiz çıkacağı bile planlanmıştır. Danışmanlarının sözüyle hareket eden Tayyip Erdoğan ise muhtemelen büyük oyunun farkında bile değildir.

Farkında olmadığı için de kullanılmaya son derece açıktır. Böylesi bir açıklık ise büyük riskler getirmektedir.

Şu andan itibaren Türkiye büyük karmaşanın içine çekilmeye başlanmıştır. Bu büyük karmaşalarda istihbarat örgütleri devreye girer ve siyasetçiler genelde manipüle edilir.

Bu tür bir senaryoda planlananları kestirmek korkunçtur.

Tayyip Erdoğan’ın iktidara gelişinden itibaren onu iktidara getirenlerin, onu kullananların ondan kurtulmak istediklerini görüyoruz.

Çünkü Tayyip Erdoğan birincisi artık işe yaramamaktadır.

İkincisi çok şey bilmektedir.

Çeteler çok bilenleri bir şekilde ortadan kaldırırlar.

Tayyip Erdoğan’la ilgili de benzer bir plan yapılmaktadır. Daha önce de Tayyip Erdoğan’ın yakın çevresindeki bir Kürt-İslamcı grubun, uluslararası merkezlerin bu tür bir niyetinin olduğunu saptamış ve kamuoyunu uyarmıştık. Tayyip Erdoğan’ı öldürüp suçu laiklere, Ergenekon’a atmak gibi bir plan söz konusudur demiştir.

Şu anda bu laiklerin yanına bir de MOSSAD’ın ekleneceği ortam yaratılmıştır. İsrail karşıtı lider pozisyonuna yükseltilen Tayyip Erdoğan’a yönelik bir suikast her zamanki gibi akla MOSSAD’ı getirecektir.

Uyanık olalım

Bu plana karşı tüm Türkiye’yi uyarıyoruz. Elbette en başta Tayyip Erdoğan’ı ve hükümeti, İstihbarat teşkilatını uyarıyoruz. Tayyip Erdoğan’ın koruması en üst seviyede ele alınmalıdır. Özellikle de istihbarat örgütlerinin operasyonlarına karşı harekete geçilmelidir.

Bunu istememizin nedeni Tayyip Erdoğan’ı çok sevmemiz değildir. Ama vebali bütün muhaliflerin sırtına yüklenecektir.

Tayyip Erdoğan kullanılmakta ve kullanıldığını belki fark etmemektedir bile. Ama Türkiye’de aklı başında insanlar da bulunmaktadır.

Komployu boşa çıkarmanın yolu olayları açıklığa kavuşturmaktır. Ama görülmettedir ki Türkiye’de ana muhalefet dahil herkes Tayyip Erdoğan’ın safına geçmiştir. Halbuki olay açık bir provokasyondur. Provokatörler şu anda mazlum rolü oynamaya başlamıştır.

Uluslararası provokasyon ise büyük savaşlara bile yol açabilir. Birinci Dünya Savaşı’nın çıkışını anımsayalım.

CIA’nın, MOSSAD’ın ve Kürt-İslamcı güçlerin oyunlarına karşı uyanık olalım.

(2 Haziran 2010)

Ulusal Parti çalışmalarına katılmak ya da bilgi almak için lütfen formu doldurunuz.


İsim:


e-posta:


Telefon:


Cep Tel:


İlçe:



Şehir:

Ulusal Parti Genel Merkezi: Ahmet Mithat Efendi Sokak No: 14 Çankaya/Ankara Tel: 0312 442 8 777